Ney Blog

Neyden Ses Nasıl Çıkarılır?

NEYDEN SES ÇIKARMAK İÇİN Ney Tutuş ve Oturuş Pozisyonu Neyden ses çıkarmak aslında çok özel hünerler ve gizli yetenekler gerektirmemektedir. Sadece birkaç püf noktasına dikkat edilerek kısa sürede neyden ses çıkarıp üfler duruma gelebilirsiniz. İlk olarak neyin hiçbir deliğini kapatmadan tutmalısınız. Daha sonra üfleme yönünüzü (sağ yada sol) bulmalısınız. Rahat gelen, dudağınızı yormayan tarafı bulduktan sonra o tarafta üflemeye başlayın. Eğer dudağınızın sağ tarafını yanaştırarak üflüyorsanız solak (sol el üstte) neyzen olmuş olacaksınız. Üflerken Bunlara Dikkat Dudağınızı neyin baş paresine yaklaşık 20 derecelik (15-30 derece arası) bir açıyla yanaştırdıktan sonra orta hafiflikte (bir nevi ıslık çalar gibi) üfleyerek ses çıkarmaya çalışın. Bunu yılmadan ve tekrar tekrar deneyin. Eğer ses çıkmıyorsa neyi hafifçe oynatarak açınızı değiştirin ve tekrar deneyin burada önemli olan dudağınızı yanaştırdığınız bölümden dışarıya hava çıkmamasıdır. Bu egzersizi; uygun sesi çıkarana kadar tekrar tekrar ve açıyı hafifçe değiştirerek deneyin. Bu arada unutmamalısınız ki neyin içine üflemelisiniz. Unutmayın ki üstad neyzenler bile bu çalışmaları -icabında yıllarca- yaparak ney üflemeyi öğrendiler. Eğer Islık Sesi Duyuyorsanız Biraz Daha Çalışmaya Devam Etmelisiniz Evet, tüm çalışmalarınıza rağmen halen ıslıkla karışık bir ses veya sadece ıslık sesi duyuyorsanız biraz daha çalışma ve pratik yapmanız gerektiği sonucuna ulaşabilirsiniz. Çünkü neyi üflediğiniz an artık duru bir ney sesi elde etmiş olmanız gerekli. Genellikle en çok hata dudak pozisyonu, üflenen havanın şiddeti ve dudak ile ney arasındaki açının uygun ayarlanmaması şeklinde olmaktadır. Çok… Daha fazlasını oku »Neyden Ses Nasıl Çıkarılır?

Bu yazıyı paylaş

Parlamenter Bestekarlar – 6

YILMAZ ÖZTUNA Abdullah Tahsin Yılmaz Öztuna 20 Eylül 1930’da İstanbul Vezneciler’de doğdu. Babası Mehmet Muhiddin Öztuna, annesi Ayşe Süreyya Hanım’dır. 1936 yılında ilkokula başlayan Yılmaz Öztuna, orta eğitimini Yeni Kolej’de tamamladı. Yüksek eğitimi için Fransa’ya giden Öztuna, Paris Üniversitesi Siyasi İlimler Enstitüsüne kaydoldu. 1953,1954 yılları arasında askerlik görevini tamamlamak üzere Türkiye’ye döndü. İstanbul’da Levazım Okulunda temel eğitimini gördükten sonra kıt’a hizmetini Erzurum, Sarıkamış ve Selimiye’de tamamladı. 1954 yılında Sorbonne’da Civilisation Française ve Alliance Française’nin yüksek bölümüne devam etti. 1957 yılında Fransa’daki yüksek öğrenimini tamamlayarak Türkiye’ye döndü. Hayat Mecmuasının yazarlık ve ilmi redaktörlük görevini kabul etti. Böylece profesyonel yazarlık dönemi başlamış oldu. 4 Temmuz 1960 yılında Hatice Doğu ile evlendi. 1962’de kızı Hanzade, 1964 yılında ise oğlu Oğuzhan dünyaya geldi. 1965 yılında Hayat Mecmuası genel yayın müdürlüğüne getirildi. Bu arada Prof. Dr. Metin Tuncel ile birlikte “Türkiye Ansiklopedisi”ni yayınladı. 1966 yılında TRT Repertuvar Kurulu üyesi oldu. 1967 yılında da “Türkiye Tarihi” adlı ünlü on iki ciltlik eserini tamamladı. Dünya ve Son Havadis Gazetelerinde siyasi içerikli köşe yazıları yazmaya başladı. Türk Musikisi Ansiklopedisi’nin yazım işi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Yılmaz Öztuna’ya teklif edildi. Ansiklopedi tamamlanarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1969 yılında yayınlandı. Böylece merhum Hüseyin Sadettin Arel Hoca’nın vasiyetini yerine getirmiş oldu. Bu ansiklopedi daha sonra Kültür Bakanlığı tarafından ikinci defa iki cilt halinde yayımlandı. 1969 yılında Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ile tanışarak aktif politikaya… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 6

Bu yazıyı paylaş

Parlamenter Bestekarlar – 5

KÂZlM KARABEKİR 1882 yılında. İstanbul’da doğdu. 1896’da Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899’da Kuleli Askeri İdadisini ve 1902 yılında Harbiye’yi bitirdi. 1905 yılında Erkan-ı Harbiye Mektebini tamamladıktan sonra Kurmay Yüzbaşı olarak Manastır’a atandı. İkinci Meşrutiyet’ten sonra 2’nci Orduya bağlı Edirne 3’üncü Fırka kurmay subaylığına getirildi. 31 Mart Olayı (1909) sırasında Harekât Ordusunda görev yaptı. 1912 Balkan Savaşları’na katıldı ve Edirne savunmasında çarpıştı. 1915 yılında albay rütbesiyle Alman Mareşali Von dor Goltz’un kurmay başkanı oldu ve Irak’ta görev aldı. 1916’da 18’inci Kolordu komutanı olarak ingilizlerle çarpıştı ve Kutü’l Amare’yi aldı. 1918’de 2’nci Kolordu komutanlığını yürütürken 2’nci Ordu komutanlığına da vekalet etti. Erzurum ve Erzincan’ı Ermenilerden aldı. Ermenilerin yaşadığı bölgelerle İran Azerbaycanı’nı işgal ederek ingilizleri bölgeden çıkardı. Aynı yıl Mirliva (Tümgeneral) rütbesine yükseltildi. Mondros Mütarekesi (1918) sonrasında Sadrazam Ahmed İzzet Paşa’nın genelkurmay başkanlığı önerisini red ederek Erzurum 15’inci Kolordu Kumandanlığına atandı. Erzurum Kongresi’nin toplanmasında önemli rol oynadı. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün askerlikten ayrılmasını müteakip onun yanında yer aldı. Kurtuluş Savaşı sırasında TBMM’nde Edirne Mebusu ve Doğu Cephesi Komutanı olarak görev aldı. Bu görevi sırasında Ermenilerin eline geçmiş olan Kars ve Sarıkamış’ı kurtarmak amacıyla düzenlenen harekâta komuta ederek Ermenileri yenilgiye uğrattı. Bu arada Feriklik (Korgeneral) rütbesine yükseldi. Ermenilerle yapılan Gümrü Anlaşmasını Ankara Hükümeti adına imzaladı. Kurtuluş Savaşından sonra Birinci Ordu Müfettişliği’ne atandı. 1923’te İstanbul Mebusu olarak TBMM’ne girdi. 1924’te Halk Fırkası’ndan (CHP’den) istifa ederek Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 5

Bu yazıyı paylaş

Parlamenter Bestekarlar – 4

AHMED RASİM BEY 1864 yılında İstanbul’da Sarıgüzel’de doğdu. Babası Kıbrıslı Menteşeoğlu Bahaddin Efendi, annesi Nevher Hanım’dır. Mahalle mektebinde okuyan Ahmed Rasim, 1875’te Darüşşafaka’ya girdi. Burada sekiz yıl tahsil gördü. 1883’te birincilikle mezun oldu. Posta ve Telgraf Nezaretinin teknik bürosunda görev aldı. Bir buçuk yıl çalıştıktan sonra istifasını verdi. Kısa süre Milli Eğitim Bakanlığı teftiş kurulu üyeliğinde bulundu. Ahmet Mithat Efendinin özendirilmesiyle gazeteciliğe başladı. 1891’den itibaren Bâbıâli’nin ünlü kalemlerinden biri olarak tanındı. Cumhuriyet döneminde 1927’de İstanbul milletvekili seçildi. Ankara’ya gelmiş ve parasızlık yüzünden bir han odasında ikamet etmeye başlamıştı. Bu durumu fark eden bir yakını durumu bir Çankaya sofrasında Atatürk’e intikal ettirdi. Durumu öğrenen Gazi son derece üzüldü. Yaverini göndererek Ahmed Rasim Bey’i Çankaya’ya davet etti. Bu davet karşısında giyecek elbisesi olmadığı için mahçup oldu. Ancak Atatürk kendisini karşıladı ve yanına oturttu. Uzun bir sohbetin arkasından: “Üstad! Ankara’ya geliyor ve bizi aramıyorsunuz. Sizi özledik. Bir teklifte bulunacak ve kabul etmenizi rica edeceğim. Münhal (açık) bulunan milletvekilliklerimizden birine sizi aday gösterirsek kabul eder misiniz?” Çok sıkıntılı bir durum karşısında bu nazik ve duygulu davet karşısında şükran ifade eden Ahmed Rasim : “Paşa Hazretleri! Lokma aslanın ağzında diye bir söz vardır. Bu söz gerçekten doğru imiş. İşte ben bu lokmaya şimdi kavuştum.” 68 yaşında Heybeliada’da öldü. Heybeliada kabristanına defnedildi. Büyük bir gazeteci olan Ahmed Rasim’in irili ufaklı 140 kadar eseri ve binlerce makalesi basıldı. Mütâreke’de bir yazısından dolayı… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 4

Bu yazıyı paylaş

Parlamenter Bestekarlar – 3

SAMİH RİFAT 1875 yılında İstanbul’da doğdu. Özel Eğitim aldı. Memuriyet hayatına İstanbul Belediyesinde başladı. Aynı zamanda gazetecilik yapıyordu. 1894’den 1916’ya kadar İkdam’da, Sabah’ta, Resmi Gazete’de, Maarifta senelerce baş yazar ve yazarlık yaptı. Meşrutiyetin ilanında İçişleri Bakanlığı yazı işleri haberleşme özel kalem yöneticisiydi. Dokuz ay sonra vekaleten Çanakkale Mutasarrıflığına gönderildi. 31 Mart hadisesindeki çalışmalarının takdiri ile asaleten atandı. İki buçuk sene sonra birinci derece memuriyetle Karesi (Balıkesir) Müsteşarlığına, sekiz ay sonra Konya Valiliğine tayin edildi. İttihat ve Terakki Cemiyetinin kapatılması üzerine diğer birçok valilerle beraber merkeze alındı. Beş ay sonra Mahmut Şevket Paşa hükümetinin kurulmasından sonra İçişleri Bakanlığı Müsteşarı oldu. 1912 yılında Trabzon Valiliğine tayin edildi. Seferberlik sırasında Erzurum Valiliğine nakledildi fakat gidemedi. Tekrar Konya Valisi oldu. Anadolu’da 36 ay hizmetinden sonra Milli Eğitim Bakanlığı telif ve tercüme Başkanlığı ve Bakanlık Müsteşarlığı görevlerinde bulundu. İkinci dönem Biga, üçüncü ve dördüncü dönem Çanakkale Milletvekilliği yaptı. Evli ve 3 çocuk babası idi. Tespit edilebilen eserleri şunlardır : Hüzzam Nefes “Hezârân Per Açıp Rengi Ziyadan“ Uşşak Nefes “Ezelden Âşıkım Ben Muhammed Mustafa’ya“ Parlamenter Bestekarlar – 1 / Muhittin AKYÜZ Parlamenter Bestekarlar – 2 / Rüştü ŞARDAĞ Parlamenter Bestekarlar – 4 / Ahmed Rasim BEY Parlamenter Bestekarlar-5 / Kâzım KARABEKİR

Bu yazıyı paylaş

Parlamenter Bestekarlar – 2

RÜŞTÜ ŞARDAĞ Babasının alay kâtibi olarak görev yaptığı Halep’te 1915 yılında doğdu. Aslen Elbistanlı olan Mehmet Atıf Bey ile Kadirriye tarikatına mensup Melek Hanım’ın oğludur. 1936’da Balıkesir öğretmen Okulu’nu, 1938’de, Ankara, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü bitirdi. Bazı okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra, Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı Türk Ansiklopedisi adlı eserin hazırlıklarında danışmanlık yaptı. 1950’de, İzmir Belediyesinde genel sekreterlik görevine atandı. Aynı yıl yayına başlayan İzmir Radyosu’nda müdürlük görevini de yürüttü. 1960’da, Ortadoğu, Amme İdare Enstitüsünde yüksek lisans yaptı. 1967’ye kadar, Belediyedeki görevinin yanında, Ege Üniversitesi ve Manisa Gençlik ve Spor Akademisinde dersler verdi. 1967’de, İzmir Belediye Başkan Yardımcısı iken emekli oldu. 1983-1987 arasında İzmir Milletvekili olarak mecliste görev yaptı. 1988’de bir süre Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarında Türk Müziği Edebiyatı dersleri verdi. Tüm bu yıllar içinde birçok gazete ve dergiye, politika ve edebiyat konulu yazılar yazdı. Farsça’dan çeviriler yaptı. Yazmış olduğu birçok şiir, değişik bestecilerce bestelendi. Çeşitli bilimsel ve kültürel toplantılar ve müzik kongreleri için bildiriler hazırladı. Babasının özendirmesiyle musiki çalışmalarına başladı. İlk derslerini babasından aldıktan sonra değerli hocalardan istifade etti. Lemi Atlı’dan yararlandı. Tarikata mensup bir aileden geldiği için dini musiki ile yakından meşgul oldu. Üsküdar Musiki Cemiyetinden yararlandı ve daha sonra bu cemiyette görevler de üstlendi. İlk şarkısı “Bahçemde safa hükmediyorken solayım” mısrası ile başlayan rast makamındaki şarkıdır. Kitapları: Ömer Hayyam’ın Rübaileri Farsça’dan Çeviri Perişan Baba Taher ve Çitf Beyitleri Şiraz’lı Hafız’dan… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 2

Bu yazıyı paylaş

Parlamenter Bestekarlar – 1

MUHİTTİN AKYÜZ İstanbul’da 1869 yılında doğdu. Şevki Bey’in oğludur. 1888 yılında Harbiye’yi bitirerek orduya intisap etti. 1897 yılında Yunan savaşına katıldı. 1914 yılında generalliğe yükseldi. Milli Mücadeleye katıldı. Adana komutanlığı, valiliği görevlerini üstlendi. Daha sonra TBMM Hükümetinin temsilcisi olarak Tahran ve Kahire Büyükelçilikleri görevlerinde bulunmuştur. 1931 yılında Kars Milletvekili olarak Meclis’e girdi ve ölüm tarihi olan 13 Ekim 1940 tarihine kadar milletvekili olarak görev yaptı. Tespit edilebilen eserleri şunlardır: Kürdili-Hicazkâr / Aksak: “Gidelim Semt-i Fener’e Gece Gündüz Çakalım.“ Rast / Düyek: “Vatan Marşı – Cümle Millet Ferahladı.“ Parlamenter Bestekarlar – 2 / Rüştü ŞARDAĞ Parlamenter Bestekarlar – 3 / Samih RİFAT Parlamenter Bestekarlar – 4 / Ahmed Rasim BEY Parlamenter Bestekarlar-5 / Kâzım KARABEKİR

Bu yazıyı paylaş

Ney Nasıl Yağlanır?

  • ŞahaNey 

Nemli bir neyin gözeneklerine yağ çekmesi mümkün olmadığından; yağlama zamanı gelen ney mümkünse o gün üflenilmemeli ve iç cidarının kuru olması sağlanmalıdır. Ney yağlanmadan önce başpâresi çıkarılmalı (çıkmıyor ise zorlanmamalıdır.) ve başpâresiz yağlanması tercih edilmelidir. Başpâre yağlanması gereken bir maddeden mamul edilmiş ise ayrıca yağlanmalıdır. Ney muhtelif şekillerde yağlanabilmekle beraber birkaç dakika yağlanmayı müteakip en az 4 – 5 saat yağının süzülmesi sağlanmalı ve dış cidarı kuru ve tüy bırakmayan bir bez yardımıyla kurulanmalıdır. Ney yağlama yöntemleri Neyin yağlanması esnasında genel kabul görmüş yöntemler kullanılabildiği gibi benzer yöntemlerde geliştirilebilmektedir. Bu yöntemler: Ney yağlanması için özel olarak tasarlanmış (genellikle ney üreticileri ve birden fazla neyi olan kişilerce tercih edilmektedir.) ve içerisine uygun yağ doldurulmuş yağlama tankında bekletmek, Neyden çap ve boy olarak daha geniş (neyin içine girebileceği) ebatlara sahip bir kap (bir ucu körlenmiş uygun boy ve çapta PVC boru vb.) içerisine uygun yağ doldurularak bu kap içerisinde bekletmek, Neyin bir ucu açık kalacak şekilde streç film veya benzeri bir malzeme ile sızdırmayacak şekilde kaplanmasını müteakip içerisine uygun yağ doldurularak bekletmek, Neyin perdelerini bant vb. bir malzeme ile bir ucunun parmakla kapatılmasını müteakip içerisine uygun yağ doldurularak bekletmek (bu yöntem perde deliklerini kapatmak için kullanılan malzemenin çıkarılması esnasında neyin doğal yapısında bulunan liflere zarar verebileceği sebebiyle tarafımızdan tavsiye edilmemektedir.), Neyin bir ucunun uygun yağ doldurulmuş bir kaba daldırılıp perde deliklerinin parmaklarla kapatılmasını müteakip diğer ucundan ağzımız… Daha fazlasını oku »Ney Nasıl Yağlanır?

Bu yazıyı paylaş

Sipariş Üzerine Ney Yapımı Hk.

  • ŞahaNey 

Ney üflemek isteyenlere, yeni bir ney satın almayı düşünenlere veya hazır ney almak yerine tamamen istediği şekilde kendine özgü bir ney açtırmak isteyenler için hazırladığımız ney yapım hizmetimizi duyurmak isteriz. Bir form tasarladık. Aşağıda gördüğünüz forma siz isteklerinizi yazın, sizinle iletişime geçelim ve istediğiniz gibi imal edelim, size özel olsun.

Bu yazıyı paylaş