Ney Blog

Ney Nasıl Yağlanır?

Nemli bir neyin gözeneklerine yağ çekmesi mümkün olmadığından; yağlama zamanı gelen ney mümkünse o gün üflenilmemeli ve iç cidarının kuru olması sağlanmalıdır. Ney yağlanmadan önce başpâresi çıkarılmalı (çıkmıyor ise zorlanmamalıdır.) ve başpâresiz yağlanması tercih edilmelidir. Başpâre yağlanması gereken bir maddeden mamul edilmiş ise ayrıca yağlanmalıdır. Ney muhtelif şekillerde yağlanabilmekle beraber birkaç dakika yağlanmayı müteakip en az 4 – 5 saat yağının süzülmesi sağlanmalı ve dış cidarı kuru ve tüy bırakmayan bir bez yardımıyla kurulanmalıdır. Ney yağlama yöntemleri Neyin yağlanması esnasında genel kabul görmüş yöntemler kullanılabildiği gibi benzer yöntemlerde geliştirilebilmektedir. Bu yöntemler: Ney yağlanması için özel olarak tasarlanmış (genellikle ney üreticileri ve birden fazla neyi olan kişilerce tercih edilmektedir.) ve içerisine uygun yağ doldurulmuş yağlama tankında bekletmek, Neyden çap ve boy olarak daha geniş (neyin içine girebileceği) ebatlara sahip bir kap (bir ucu körlenmiş uygun boy ve çapta PVC boru vb.) içerisine uygun yağ doldurularak bu kap içerisinde bekletmek, Neyin bir ucu açık kalacak şekilde streç film veya benzeri bir malzeme ile sızdırmayacak şekilde kaplanmasını müteakip içerisine uygun yağ doldurularak bekletmek, Neyin perdelerini bant vb. bir malzeme ile bir ucunun parmakla kapatılmasını müteakip içerisine uygun yağ doldurularak bekletmek (bu yöntem perde deliklerini kapatmak için kullanılan malzemenin çıkarılması esnasında neyin doğal yapısında bulunan liflere zarar verebileceği sebebiyle tarafımızdan tavsiye edilmemektedir.), Neyin bir ucunun uygun yağ doldurulmuş bir kaba daldırılıp perde deliklerinin parmaklarla kapatılmasını müteakip diğer ucundan ağzımız… Daha fazlasını oku »Ney Nasıl Yağlanır?

Bu yazıyı paylaş

Sipariş Üzerine Ney Yapımı Hk.

  • ŞahaNey 

Ney üflemek isteyenlere, yeni bir ney satın almayı düşünenlere veya hazır ney almak yerine tamamen istediği şekilde kendine özgü bir ney açtırmak isteyenler için hazırladığımız ney yapım hizmetimizi duyurmak isteriz. Bir form tasarladık. Aşağıda gördüğünüz forma siz isteklerinizi yazın, sizinle iletişime geçelim ve istediğiniz gibi imal edelim, size özel olsun.

Bu yazıyı paylaş

Mesnevi’de Ney

Dinle, bu ney nasıl hikâye ediyor, ayrılıklardan nasıl şikayet ediyor. Beni kalmışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın… herkes ağlayıp inledi. Ayrılıktan parça parça olmuş kalp isterim ki, derdimi açayım. Aslından uzak düşen kişi, yine kavuşma zamanını arar. Ben her toplulukta ağlayıp inledim. Kötü hâllilerle de eş oldum, iyi hâllilerle de. Herkes kendi düşüncesine göre benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı. Benim sırrım feryadımdan uzak değildir, ancak her gözde, kulakta o nur yok. Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lâkin canı görmek için kimseye izin yok. Bu neyin sesi, așk hüznünün ateşidir, hava değil…Kimde bu ateş yoksa, kendisi de yok olsun!.. Aşk ateşidir ki neyin içine düşmüştür, aşk coșkunluğudur ki şarabın içine düşmüştür. Ney, dosttan ayrılan kişinin arkadaşıdır. Onun perdeleri, perdelerimizi yırttı. Ney gibi hem bir zehir, hem bir panzehir, ney gibi hem bir hemdem, hem bir müştak kim gördü? Ney, kanla dolu olan yoldan bahsetmekte, Mecnun aşkının hikâyelerin söylemektedir. Bu aklın mahremi akılsızdan başkası değildir. Bizim kederimizden günler, vakitsiz bir hale geldi; günler yanışlarla yoldaş oldu. Günler geçtiyse, varsın geçsin; korkumuz yok. Ey temizlikte benzeri olmayan, hemen sen kal! Balıktan başka her şey suya kandı, rızkı olmayana da günler uzadı. Ham, pişkinin halinden anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselâm. Ey oğul! Dünyaya olan bağını çöz, azat ol. Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın? Denizi bir kaseye dökecek olsan ne… Daha fazlasını oku »Mesnevi’de Ney

Bu yazıyı paylaş

40 Makam 40 Anlam

  • ŞahaNey 

RAST: Birlik anlamına gelir DÜGAH: Derdin içindeki derman SEGAH: Sonsuzluğa çağrı ÇARGÂH: Aşkta yok olmak NEVA: Sevgiliye çağrı HÜSEYNÎ: Aşk ağıdı EVÇ: Yücelik ACEM: Ruh inceliği YEGÂH: Aşk suskunluğu ACEM AŞÎRÂN: Yaşam coşkusu ŞEVKEFZA: Hüzün içinde lütuf SULTANYEGÂH: Gece mutluluğu FERAHFEZA: Mutluluk veren lütuf ŞEDD-İ ARABAN: Aşkta güzelleşmek SÛZİDiL: Gönül yangını SABÂ: Sonsuzluk Esintisi BESTENİGÂR: Sevgiliye Hasret FERAHNÂK: Bahar Neşesi SUZÎ DİLARA: (III.Selim) Ateş saçan aşk MÂHÛR: Sevincin Zirvesi NİKRÎZ: Aşkın verdiği cesaret SÛZÎNAK: Aşk ateşi KÜRDÎLİ HÎCAZKÂR: Yakıcı hüzün HÎCAZKÂR: Aşkta sebat NİHÂVENT: Aşk sevinci NEVESER: Gönül ferahlığı ACEMKÜRDÎ: Lütfedilen mutluluk UŞŞÂK: Aşıklar makamı, yalnızca aşk BEYÂTÎ: Aşkın verdigi şevk KARCÎGÂR: Mutluluğu arayış ISFAHÂN: Aşka Feda Olmak MUHAYYER: Ayrılık feryadı GERDÂNİYYE: Aşk çilesinden şikayet BÛSELİK: Aşk sırlarını açmak HİSÂR-BÛSELÎK: Tatlı buseler HİCÂZ: Aşktan yanmak ŞEHNÂZ: Sevgilinin güzeliği MÜSTEÂR: Dünyaya susmak, ötelere konuşmak HÜZZÂM: Parlak hüzün HİSÂR: Sevgilinin nazı (Alıntıdır) Dr.Savaş Şafak BARKÇİN

Bu yazıyı paylaş

Neyden Ses Çıkartma ve Oturuş Pozisyonu

Ney ağızda sağ ya da sol tarafta tutulabilir. Bu konuyla ilgili herhangi bir kural yoktur. Dudakların başparenin içine girmemesi ya da çok fazla dışında tutulmaması gerekir. Nefesin 3/4’ü içeri, 1/4’ü dışarı gidecek şekilde üflenir (Aşağıda bu oran gösterilmiştir.) Dışarı giden havaya “fosurtu” denir. Fosurtu ne kadar az olursa, neyden o kadar kaliteli ve güzel ses çıkar. Ayrıca neye nefes verirken yanakların şişerek havanın ağzın içinde depolanmasını engellemek gerekir. İlk bir ya da iki hafta oturuş pozisyonu yapmadan ve elleri deliklerin üzerine koymaya çalışmadan, neyi dudağımıza her koyuşumuzda kaliteli bir ses çıkartana kadar bunun üzerinde çalışılması gerekir. Aksi takdirde oturuş ve tutuş pozisyonuna geçildiğinde netice alınması zorlaşır. Bu çalışma başlangıçta biraz sıkıntı verebilir. Çünkü yakalanan ses bir sonraki çalışmada kaybolabilir. Bunun için her gün en az iki saat sadece uzun ses çalışması yapmak gerekir. Bir ya da iki haftanın sonunda ney her ele alındığında ses Çıkartılabiliyorsa tutuş ve oturuş pozisyonuna geçilebilir demektir. Tutuş ve Oturuş Pozisyonu. (Sol el üstte tutuş pozisyonuna göre anlatılmıştır.) Delikler parmakların orta boğumlarına gelecek şekilde kapatılır. Delikleri kapatma pozisyonu yüzük parmakların 1, boğumlarına denk gelebilir. Serçe parmaklar boşta kalmalıdır. Sağ elin başparmağı ile neye alt kısımdan destek verilir. Sol elin başparmağı arka perdeyi kapatmalıdır. Bu şekilde hafifçe gövdeden öne doğru eğilerek sağ el-ney-diz birbirine değecek şekilde sağ diz üzerine konur. Eğer ney sağ el üstte kalacak şekilde üfleniyorsa bu tutuş diğer el-diz-parmaklar… Daha fazlasını oku »Neyden Ses Çıkartma ve Oturuş Pozisyonu

Bu yazıyı paylaş

Neyin Ayrılıktan Şikayeti

  • ŞahaNey 

“Şu Ney’in neler söylediğini can kulağı ile dinle, o ayrılıktan şikâyet etmektedir. Ney kendine has bir hal dili ile diyor ki:  “ Kestiler sazlık içinden” der beni, Dinler ağlar hem kadın hem er beni. “ “Beni kamışlıktan kestiklerinden beri, feryadımdan duygulu erkek de, kadın da inlemekte ve ağlamaktadır. Şu var ki beni dinleyen her insan, benim neler dediğimi anlayamaz, Benim feryadımı duyamaz.  Beni anlamak, beni duymak için, ayrılık acısı çekmiş, gönlü yaralanmış, içli bir insan isterim ki, acılarımı, dertlerimi ona anlatayım. “ Aslından, vatanından ayrı düşmüş, oradan uzaklaşmış kişi, orada geçirmiş olduğu mutlu zamanları arar, o zamanı tekrar yaşamak ister, ayrıldığı sevgiliye tekrar kavuşmayı arzu eder. Ben her mecliste, her toplulukta, inledim, ağladım, durdum. Ben, huysuz insanlarla da, iyi insanlarla da düşüp kalktım… Ney, tasavvufta nefsânî arzularından kurtulmuş, ilâhî sevgi ile dolmuş kâmil insanın sembolüdür. Ney, kamışlıktan ayrı düştüğü için inlemektedir. İnsan da, ezeldeki ruh âleminden dünyaya sürgün edilmiştir. Hakk’tan ayrı düştüğü için muzdariptir. Dünyada yaşadığı müddetçe acılar, hastalıklar, belâlar içinde çırpındıkça insan, ruh âlemindeki mutluluğunun özlemini duyacak, yabancı olduğu ve sürgün gibi yaşadığı dünyadan kurtuluş yollarını arayacaktır. Mesnevi’den Seçmeler  Aşk ile öyle bir alevdir ki parlayınca sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar. RUMİ (Alıntıdır) Kaynak: Demet Yıldırım

Bu yazıyı paylaş

Mevlevilik’te Ney

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki en ilkel toplumlarda dahi müzik ve din iç içedir. İnsanın ve de tüm kainatın hiçlik sahasından varlık sahasına intikali yaratıcının “Kün!” (Ol!) nidasıyla, yani bir sesle başlamıştır. Daha sonra ise insana özel olarak “Elestü bi’rabbiküm” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) nidası, Yüce Yaratıcının insanı muhatap kabul etmesidir. Diğer taraftan yaratılmış ne varsa hepsinin sonu da tabiri caizse bir enstrümanın sesiyle; İsrafil (a.s.)’ın “Sûr’a üfleyişiyle gerçekleşecektir. İki ses arasındaki bu evrenin içindeki en değerli varlık olan insanın, belki de içinde taşıdığı ilahi nefes dolayısıyla [Onun (Adem’in) şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın. Hicr29.] güzel sese karşı her zaman ilgisi olmuştur. Bu sebepler çerçevesinde dinin güzel sesten mahrum bırakılması söz konusu değildir. Cami ve tekke musikimizin muazzam gelişmişliği de bunun delili hükmündedir. Sesin ruh ve madde üzerindeki etkisi üzerine yapılmış bir çok araştırma da bize sesin görünmez ama büyük etkilerini göstermektedir. Tabi ki bu yazı bilimsel bir makaleden çok şahsıma ait bir deneme yazısı hükmünde olduğundan, bu bilimsel çalışmalardan detaylı şekilde bahsedemeyeceğiz. Musiki çevrelerinin de malumu olduğu üzere Tekkeler halk nezdinde birer musiki yuvası hükmünde olup özellikle Mevlevi tekkeleri konservatuar görevi görmüş ve bu durum yüzyıllarca devam edegelmiştir. Süphesiz ki Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi Hz. lerinin musikiye, Türk Musikisi enstrümanları içerisinde de ney ve rebaba verdiği değer ve yüklediği anlam bu durumda oldukça etkilidir. Mesnevî-i șerîf’in… Daha fazlasını oku »Mevlevilik’te Ney

Bu yazıyı paylaş