Anasayfa » Arşiv ŞahaNey

ŞahaNey

Yönetici Biyografi bilgileri HAKKIMDA sayfasında paylaşılmıştır.

Parlamenter Bestekarlar – 12

GÜNEŞ MÜFTÜOĞLU 1945 yılında Zonguldak’ın Çaycuma İlçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Çaycuma’da tamamladı. Lise öğrenimini Mehmet Çelikel Lisesinde yaptı. Daha sonra İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. Yüksek öğrenimi sırasında merhum bestekar Emin ONGAN yönetimindeki Üsküdar Musiki Cemiyetinde öğrenim gören Müftüoğlu, cemiyetin İstanbul Radyosu korosunda yer aldı. Askerlik görevini müteakip Çaycuma’da avukatlık yapan Müftüoğlu, Sendika Hukuk Müşavirliği görevinde de bulundu. 1987 ve 1991 milletvekili genel seçimlerinden Zonguldak’tan Milletvekili seçildi. 1992-1995 yıllarında DYP Grup Başkan Vekilliği görevinde bulundu ve 50. Hükümette Devlet Bakanlığı yaptı. Müftüoğlu’nun yayınlanan “Meclisin İçinden-Eylül, 1995”, “Hukuk Devleti Ağustos 1994”. “Sosyal Devlet ve Hukuk Devleti-Aralık 1995”,  basıma hazır “Türkiye’de Merkez Sağ ve Merkez Solda Birlik Arayışı”, “Zonguldak Araştırması-Ağustos 1997” isimli kitapları bulunmaktadır. Kanun sanatçısı da olan Müftüoğlu’nun Türk sanat müziği beste çalışmaları vardır, Uşşak makamında ve nimsofyan usulündeki “Zonguldak Şarkısı” ve kürdili-hicazkar makamında ve düyek usulünde “Mavi Dilekler” isimli TRT repertuvarında icra edilen şarkıları bulunmaktadır. Tespit edilen diğer eserleri şunlardır : Kürdili-Hicazkar Şarkı “Yeşil Yeşil Gözlerini Gözlerinden İsterim“ Uşşak Şarkı “Zonguldak“

Parlamenter Bestekarlar – 11

DR. OSMAN ŞEVKi ULUDAĞ 1889 yılında Bursa’da doğdu. 1912 yılında Askeri Tıbbiye’yi bitirdi. Verem ve Röntgen uzmanı oldu. Askeri doktor olarak 1922 yılına kadar cephelerde hekimlik görevi yaptı. Balkan Savaşına, Birinci Dünya Savaşına ve Millî Mücadeleye katıldı. 1914-1918 arasında Çanakkale, Dobruca ve Romanya cephelerinde bulundu. Anadolu’ya geçti ve Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesinde ve Eskişehir Cephesinde görev aldı. 1930 yılında malûlen emekliye ayrılarak askeri doktorluğa veda etti. Sivil hastahanelerde göreve başladı. Bursa ve İstanbul Eyüp Sultan Verem Dispanserlerinde başhekimlik yaptı. 1935 yılında milletvekilli seçildi 1935-1946 yıllarında V. VI, VII. dönem Konya milletvekili olarak TBMM’nde bulundu. Türk Musikisi Konservatuvarı açılması konusunda Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’le çok şiddetli münakaşalar yaptı. Fakat başarılı olamadı. 1946 yılında İstanbul Tekel’de hekim olarak çalıştı. Verem Savaş Derneği Müfettişi olarak görev üstlendi Tıp tarihi üzerine çalışmalarda bulundu. Musikiye çocuk denecek yasta iken başladı. Dellâlzâde’nin ögrencisi İsmail Efendiden meşk etti. Klasik üslûpta 120 kadar eser bestelemiştir. Eserlerinden önemli bölümü TRT repertuvarındadır. Eserlerinden bazılar şunlardır: Acem Aşirân/Düyek (Ölmek Âsân Â’şıka.Söz: Nefî.) Acem Kürdi Saz Semai Bayati/Aksak (Gülüm Takmış. Takıştırmış) Bestenigar/Aksak (Gözü Dünyâ’mı Görür). Dilkeş-Hâverân / Aksak (Nev-bahâr Eyyâmıdır. Söz: R. M. Meric). Dilkeş-Hâverân /Düyek (O Şûhu Bağda Gördüm. Söz: Nâili) Evc/Aksak (Daldan Dala Konan Gönlüm, Her Gün Daha Yaramaz). Evc/Sofyan (Iyan Hûn-i Ciğer Medd-i Nigâh-î Çeşm-i Pür-gûda). Ferahfezâ / Aksak Semâî (Bâğ-zâr-î Aşka Girdim, Söz : A. Baykara). Hicâz/ Aksak (Bir Elem Rüzgârı… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 11

Parlamenter Bestekarlar – 10

DR.OSMAN ŞÜKRÜ ŞENOZAN 1874 yılında İstanbul’da Süleymaniye’de doğdu Bekçiler Kâhyası Ali Osman Efendi’nin oğludur. Orta eğitimini Şehzadebaşı Rüştiye ve idadisinde tamamladıktan sonra İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. İç hastalıkları ihtisası yaptı. Midilli ve Muğla’da belediye doktorluğu ve İzmir Memleket Hastahanesinde iç hastalıkları uzmanı olarak çalıştı. Milli Mücadelede doktor albay olarak görev aldı. Atatürk’ün sevgi ve takdirini kazandı. Yunan istilâsına kadar 17 yıl süreyle İzmir Sağlık Müdürlüğü görevinde bulundu. 1922 yılına kadar Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Müdürlüğünü üstlendi. 5’nci Dönem Kastamonu Milletvekilli olarak Meclis’e girdi. Daha sonra hayatını doktor olarak sürdürdü. Küçük yaşta musiki ile ilgilendi. Ünlü hocalarından yararlandı. Zekâi Dede’den, oğlu Ahmet IRSOY’dan, Enderûni Ali Bey’den ve İzmirli Santo Şikâri’den ders aldı. Dönemin büyük bestekârları olan Dr.Suphi EZGİ ve Av. Hüseyin Sadettin AREL’le dostluklar kurdu. Neyzendi. Temmuz 1954 tarihinde 80 yaşında öldü, Edirnekapı şehitliğine defnedildi. Ölümü üzerine bestekâr Dr.Cahid ÖNEY şu tarihi düşürmüştür: “Dedim vefatına târih anıp da şarkısını, Âteşti ney Şenozan bûseden kadehlerle…” Dr. Şükrü ŞENOZAN 19 yaşında bestekârlığa başladı. “Gözüm hicrinle kan ağlar” güfteli ilk şarkısını 1893 yılında tamamladı. Az sayıda değerli eserler verdi. Devrihindi usulündeki “Muptelâyı derd olan diller devâdan geçtiler” güfteli sûznâk şarkısı çok ünlü oldu. Eserlerinin önemli bölümü TRT Repertuvarındadır. Bilinen diğer eserleri şunlardır: Atatürk Marşı (Nûr Elinle Yükseldi Şanlı Hilâl) Atatürk Marşı/Buselik Sofyan usulünde (Ey Güneşin Yer Yüzündeki Eşi) Güfte, bestekârın kendisinindir. Buselik/Düyek Güfte Fuat Hulus Demirelli (Gönül Harareti Sönmez Șarab-ı… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 10

Parlamenter Bestekarlar – 9

HASAN ALİ YÜCEL 16 Aralık 1897de İstanbul’ da doğdu. 1921 yılında İstanbul Darülfünunu (Ístanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. 1922 yılında İzmir Öğretmen Okuluna edebiyat öğretmeni olarak tayin edildi. Daha sonra Kuleli, İstanbul Erkek Lisesi ve Galatasaray Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. Bu liselerde felsefe, sosyoloji ve edebiyat dersleri okuttu. 1927 yılında eğitim müfettişliğine getirildi. Daha sonra eğitim sistemini incelemek üzere bir yıllığına Fransa’ya gönderildi. Dönüşünde Gazi Eğitim Enstitüsü müdürlüğüne atandı. 1933-1935 yılları arasında Orta Eğitim Genel Müdürlüğü görevini üstendi. 1935’te İzmir Milletvekili seçildi. Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığına getirildi. Refik Saydam ve Şükrü Saraçoğlu hükümetlerinde de bu görevini devam ettirdi ve aralıksız 10 yıl süreyle Mili Eğitim Bakanlığı yaptı. Böylece, milli eğitimde süreklilik ve istikrar sağlayan yönetim disiplininin örneği oldu. 1939 yılında 1’inci Eğitim Şurasını toplayarak geniş kapsamlı eğitim programı hazırladı. Ankara Fen ve Tip Fakültelerini, İzmir Yüksek Ticaret ve İktisat Okulunu, Balıkesir ve Edirne Öğretmen Okullarını açtı. Yüksek Mühendis Okulunun İstanbul Teknik Üniversitesi haline dönüşmesini sağladı. Üniversiteler Kanununu çıkararak yüksek eğitimi disiplin altına aldı. Tiyatro ve operanın devlet hizmeti haline getirilmesinde büyük mücadele verdi ve başardı. Yüksek Köy Enstitüsünü kurarak kırsal kesimde bilimsel yönelişin tohumlarını attı. Dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ünlü tercüme bürosunu kurdu. İslam Ansiklopedisi ve Türk Ansiklopedisini yayınladı. 1950 yılında milletvekili seçilemeyince İstanbul’a yerleşti. Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde kültür, sanat ve felsefe konularında makaleler yayınladı.… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 9

Ney Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

Ney Öğrenmeye Başladım, Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim? Ney alırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus alınması planlanan neyin çeşidine göre akordunun tam, bu işi bilen ve ney üfleyen bir kişi tarafından açılmış (yapılmış) olmasına dikkat edilmelidir. Ney alırken tercihen ney kendi elleriniz ile tutup parmak yapınıza uygun mu bakmanız lazım. Ayrıca kendi üfleme şeklinize göre muhayyer, gerdaniye ve neva seslerinin açık/kapalı şekillerinin birbirini tutup tutmadığı ve ırak perdesi muhakkak kontrol edilmelidir. Hangi ney çeşidini almalıyım? Ney Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler Ney çeşitliliği yapısallıkla alakası olmayan, sadece neyin boy ve buna bağlı olarak çıkardığı ses tonu ile alakalı bir durumdur. Ney çeşitleri başlıklı yazımızda da belirtildiği üzere ney, sabit akortlu olması ve notaları göçürme (transpoze) suretiyle eser icrasının zor olması muhtelif akortlarda ney kullanımını zorunlu kılmış ve böylelikle ney çeşitleri ortaya çıkmıştır. Eğer iyi seviyede bir ney icracısı iseniz hangi çeşit (karar) ney alacağınıza karar verirken kullanım şekli (solo/koro) ve yerini (sahne/hobi maksatlı) gözönünde bulundurmanız uygun olacaktır. Eğer ney öğrenmeye yeni başlıyorsanız ve hocanız tarafından özellikle belirtilmedi ise; genel olarak üflemesi kolay, solo ve koro halinde çalışma yapmak için uygun ve sitemizde de satışı yapılan kız ney almanız sizin için iyi bir tercih olacaktır. Mevcut neyinizin size yetersiz gelmeye başlaması durumunda daha çaplı bir kız neye veya yıldız ney, mansur ney gibi diğer ney çeşitlerine geçiş yapabilirsiniz. Alacağım Neyin Fiyatı Ne Olmalı? Ney Fiyatları Nedir? Kız… Daha fazlasını oku »Ney Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

Neyin Yapısı ve Parçaları

Ney hangi parçalardan oluşur? Neyin yapısal özelliklerine değinecek olursak; İki ucu açık silindirik bir yapıya sahip olan ve yapımına “nasıl imal ediyoruz” başlığı altında yer verdiğimiz ney hangi parçalardan oluşur? Ney kamış, parazvâne ve başpâre olmak üzere üç ana parçadan oluşmaktadır. Neyi Oluşturan Parçalar 1-Kamış: Birbirine eşit uzunlukta dokuz boğumdan oluşan, et kalınlığı fazla olmayan, dış cidarı sert ve dayanıklı, uygun zamanda kesilerek kurutulmuş bir kamış; neyin ana malzemesini oluşturur. İçerisine üflenen havanın kamışın doğal yapısında bulunan lifleri titreştirmesi neticesinde neyden ses elde edildiğinden dolayı kamışın özenle seçilmesi gerekmektedir. 2- Parazvâne: Parazvâne ne demek? Bu soru sıkça sorulan sorulardan birisidir ve merak uyandırmaktadır. Parazvâne (perazvâne ya da parazvana), farsça kökenli olup kalemtraş, bıçak, kılıç gibi şeylerin sapları ile ağzını birleştirmek için pirinç, gümüş veya altından yapılan bilezik olarak tanımlanmaktadır. (Kaynak: Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Ankara, 1984; yalnız bu kaynakta parazvâneye “perazvâne” denilmektedir) Asli görevi; neyi oluşturan kamışın her iki ucunu korumaktır. Ancak görsel katkısı da günümüzde oldukça ön plana çıkmıştır. Parazvâne 0,30-0,40 mm et kalınlığına sahip metallerden (gümüş, krom, pirinç, alpaka, krom vb.) yapılmaktadır.  Parazvâne et kalınlığının ve boyunun uygun olmaması ses tınısını bozabilmektedir. 3-Başpâre Başpâre nedir? Baş ve pâre (TDK sözlük anlamı: parça, kısım) kelimelerinin birleşmesi neticesinde ortaya çıkan başpâre; neyin üst ucuna takılan parçasıdır. Neyin rahat üflenmesini ve daha temiz ses elde edilmesini sağlamaktadır. Başpâre nasıl olmalı? Yapımında manda boynuzu, fildişi, abanoz… Daha fazlasını oku »Neyin Yapısı ve Parçaları

Ney Öğrenmek Zor Mu?

Online Mağazamızda Ney Öğrenmek İstiyorsunuz, Üfleyip Ses Çıkarmak İstiyorsunuz Ama Zorlanıyorsunuz.  Gayet Normal, Şimdi Detaylı Konuşalım Ney Öğrenmek Zor Mu? Tüm müzik aletlerinin elbette ki kendine göre bir zorluğu vardır. Fakat daha başlarken ney bunların içinde apayrı bir zorluk derecesine sahiptir. Evet, ney öğrenmek zordur ama asla ve asla imkânsız değildir. Biraz nefes ister, ilgi ister, en önemlisi ise sabır ister. Ses çıkarmaya başladığınızda o zorluğun yerini içten içe bir sevince bırakarak her şeyin biraz daha kolay geldiğini göreceksiniz. Aslında ney öğrenirken bir yandan da Türk Müziğini öğrenmiş olacak, musikiye giriş yapacaksınız. Ney Öğrenmek İstiyorum Unutmayın ki ney de sizin onu öğrenmenizi istiyor. Onu yarı yolda bırakmamanızı, sabırla devam etmenizi, öğrendiklerinizi deneyerek sık sık uygulamanızı ve başarıya ulaşmanızı istiyor. En azından dili olsa böyle konuşacağından emin olabilirsiniz. Dolayısıyla günde en azından 30 veya 45 dakikanızı üfleme, tutuş egzersizlerine ayırmanızı tavsiye ederiz. Ney Çalınır mı, Üflenir mi? Hazır fırsat bu fırsat ve sizler ney öğrenmek için bu sayfaya yolunuz düşmüşken bir tartışmaya da müsaadenizle açıklık getirelim. Kelime anlamı olarak irdelemek gerekirse; Türk Dil Kurumu (TDK)’na göre üflemek kelimesinin anlamı ‘’Nefesli çalgıları çalmak” olarak tanımlanmaktadır. Ney de nefesli bir müzik aleti olduğundan dolayı doğru kullanım şekli ney çalmak değil de ney üflemek olarak bilinmelidir. Ayrıca üflemenin mecazi bir anlamı da vardır. Ney, adeta Tasavvuf ve Mevlevi kültürünün simgesi olmuştur. Mevlevilikte Ney başlıklı yazımızda da belirtildiği üzere ney… Daha fazlasını oku »Ney Öğrenmek Zor Mu?

Parlamenter Bestekarlar – 8

NECİP MİRKELAMOĞLU 1922 yılında Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde doğdu. İlkokulu Birecik’te, ortaokulu Adana Erkek Lisesinde ve liseyi İzmir’de tamamladı. Yüksek eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde yaptı. İzmir Halkevinin son başkanlığı görevini üstlendi. 1945’te İstanbul’da dergilerde yazarak ve dergi çıkararak başladığı yazı hayatını köşe yazıları ve siyaset dizileri ile çeşitli yayın organlarında sürdürdü. 1946 yılında siyasi hayata girdi. İzmir’de CHP’nin ocak örgütünden başlayarak il yönetimine kadar her kademede sorumluluk aldı. 1961 yılında İzmir Milletvekili olarak TBMM’ne girdi. Bütçe ve Plan Komisyonu üyeliği ve sözcülüğünü yaptı. 1968 yılında İzmir’den Cumhuriyet Senatosu üyeliğine seçildi. Cumhuriyet Senatosu İdare Amirliğinde bulundu. Başkan Vekili olarak TBMM’deki görevini 1977 yılına kadar sürdürdü. Şiirlerini, edebi ve siyasi içerikli çalışmalarını ve yazı dizilerini topladığı eserleri yayınlandı. Türk musikisine olan ilgisi, halk musikisine duyduğu hevesle başladı. Babasının musikiye aşina olması müzik ile ilgisinin genişlemesine kaynak oluşturdu. Bütün kardeşleri ile birlikte bu musiki ortamından yararlandı. Musiki hayatına bağlama çalarak başladı. Ünlü bestekâr Selahaddin Pınar’dan tanbur dersleri aldı; Rakım Elkutlu ve diğer üstâd hocalardan yararlandı. Bestekârlığa üniversite yıllarında başladı. İlk bestelerinden sonra çalışmalarına ara verdi. Siyasi hayatı gereği Ankara’ya gelince merhum udi avukat Halil Aksoy’un teşvik ve desteklerini gördü. Beste çalışmalarına yeniden başladı. Güftelerini kendisinin yazdığı yüz kadar bestesi bulunmaktadır. 21 Aralık 2010’da İzmir’de vefat etti. Eserlerinin önemli bölümü TRT repertuvarındadır. Bestelerinden bazıları şunlardır: Acem-Aşiran – Eski sevdalar. Acem-Kürdi – Söyle güzel gözlerine. Bayâti – Bir merhaleden Bayâti… Daha fazlasını oku »Parlamenter Bestekarlar – 8

Parlamenter Bestekarlar – 7

MANYASİZÂDE REFİK BEY 1854 yılında doğdu. Mekteb-i Hukuk-ı Şahane (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi) medeni hukuk profesörü ve Yargıtay üyesi Manyasizâde Rauf Bey’in oğludur. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Kavala ve Selanik kentlerinde avukatlık ve hukuk müşavirliği görevlerinde bulundu. Yeni Osmanlılar’a katıldı. Genç yaşta Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültelerinde profesör olarak görev aldı. İttihad ve Terakki Cemiyetine üye olduğu için profesörlük görevine son verildi. 1908’de İkinci Meşrutiyetin ilk meclisinde İstanbul Milletvekili olarak görev aldı. İlk kabinede Zabtiye Nazırlığı’na (Polis ve Jandarma Bakanlığına) getirildi. Çok kısa süre sonra bu görevden istifa etti. Sadrazam Kamil Paşa ve Hilmi Paşa hükümetlerinde Adliye Bakanlığı görevlerini üstlendi. İstanbul Barosu Başkanlığına seçildi. Döneminin ünlü avukatlarındandı. Sultan Abdülaziz’e suikast yapıldığı gerekçesiyle Yıldız Mahkemesinde Sadrazam Ahmet Mithat Paşa ve sanıklarını savunmuştu. Başta Namık Kemal olmak üzere hürriyet mücadelesinin ünlü isimleri ile yakın dostluğu vardı. 4 Mart 1909 tarihinde 55 yaşında iken öldü. Fatih’te Kovacılar Kabristanına defnedildi. Değerli bir müzisyendi. Gizli siyasi faaliyetlere çok zaman ayırması nedeniyle fazla eser vermedi. Ünlü bestekâr İshak Varon’a ve müzisyen avukat Hüseyin Tav’a meşk etmişti. Güftesini Namık Kemal’in yazdığı sengin semai usulündeki sûznak şarkısı büyük takdir kazandı. “Zevkin ne ise söyle; hicap eyleme benden”