Anasayfa » Arşiv neyzenmhmd

neyzenmhmd

Taksim Nedir? Nasıl Yapılır?

Taksim Nedir? Taksim; sözlükte bölmek, parçalamak gibi anlamları ifade ederken, musiki terimi olarak, bir makam üzere karar kılmak (bitirmek) şartıyla musiki nota seyir kurallarına uyarak makam veya makamların özelliklerini ana hatlarıyla da olsa göstermek kaydıyla, tamamen sanatçının kendi melodik dünyasını ve kabiliyetini sergilediği anlık ve içinden geldiği gibi, yani bir başka deyişle doğaçlama olarak icra ettiği saz musikisi (enstrümantal) çeşididir. Dolayısıyla taksim yapmak/etmek, nota kağıdına dökmeksizin, belli bir usule (ritme) bağlı kalmaksızın anlık yapılan bestenin adıdır dersek sanırım yanılmayız. Taksim, Türk Musikisinin en köklü ve temel icra çeşitlerindendir. Tertip edilen bütün musiki organizasyonları evvela taksimle başlar. Bu organizasyonlarda icra edilecek olan eserlerin makam veya makamlarının taksim sayesinde hem dinleyicinin hem de icracıların kulaklarına tanıtılarak zihnen hazırlanması sağlanır. Elbette yalnızca bu tarz musiki meclislerinin başında değil, münferit olarak da taksim her zaman ilgi görmüş ve icracıların kendilerini geliştirmek istedikleri en önemli formlardan biri olmuştur. Zira taksim, musiki anlamında icracının o güne kadar öğrendiklerinin ve geçirdiği evrelerin ve hatta günlük hayatında yaşadığı tüm hissiyatın özeti niteliğindedir. Peki Taksim Nasıl Yapılır? Aslında bu sorunun tam anlamıyla somut bir cevabı olmamakla birlikte temel kurallarından bahsetmek mümkündür.  Taksim yapabilmek için tüm makamların olmasa da en azından taksim yapmak istediğiniz makamın temel yapısal özelliklerini  bilmeniz gerekir. Bu özellikler ise şöyle sıralanabilir: Karar sesi: Makamın bitiş sesidir. Makamın en temel karakteristik özelliğidir. Seyir: Makamın icra edileceği nota aralığıdır. Örneğin: Rast Makamının seyri… Daha fazlasını oku »Taksim Nedir? Nasıl Yapılır?

Mevlevilik’te Ney ve Mevlevi Ayini

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki en ilkel toplumlarda dahi müzik ve din iç içedir. İnsanın ve de tüm kainatın hiçlik sahasından varlık sahasına intikali yaratıcının “Kün!” (Ol!) nidasıyla, yani bir sesle başlamıştır. Daha sonra ise insana özel olarak “Elestü bi’rabbiküm” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) nidası, Yüce Yaratıcının insanı muhatap kabul etmesidir. Diğer taraftan yaratılmış ne varsa hepsinin sonu da tabiri caizse bir enstrümanın sesiyle; İsrafil (a.s.)’ın “Sûr’a üfleyişiyle gerçekleşecektir. İki ses arasındaki bu evrenin içindeki en değerli varlık olan insanın, belki de içinde taşıdığı ilahi nefes dolayısıyla [Onun (Adem’in) şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın. Hicr29.] güzel sese karşı her zaman ilgisi olmuştur. Bu sebepler çerçevesinde dinin güzel sesten mahrum bırakılması söz konusu değildir. Cami ve tekke musikimizin muazzam gelişmişliği de bunun delili hükmündedir. Sesin ruh ve madde üzerindeki etkisi üzerine yapılmış bir çok araştırma da bize sesin görünmez ama büyük etkilerini göstermektedir. Tabi ki bu yazı bilimsel bir makaleden çok şahsıma ait bir deneme yazısı hükmünde olduğundan, bu bilimsel çalışmalardan detaylı şekilde bahsedemeyeceğiz. Musiki çevrelerinin de malumu olduğu üzere Tekkeler halk nezdinde birer musiki yuvası hükmünde olup özellikle Mevlevi tekkeleri konservatuar görevi görmüş ve bu durum yüzyıllarca devam edegelmiştir. Süphesiz ki Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi Hz. lerinin musikiye, Türk Musikisi enstrümanları içerisinde de ney ve rebaba verdiği değer ve yüklediği anlam bu durumda oldukça etkilidir. Mesnevî-i șerîf’in… Daha fazlasını oku »Mevlevilik’te Ney ve Mevlevi Ayini